GEBELİKTE GASTROİNTESTİNAL SİSTEM HASTALIKLARI
Hemoroidal hastalık
Gebeliğin her döneminde görülebilirse de genellikle son üç ayında daha sık görülür. Anüs çevresinde rahatsızlık hissi, kaşıntı, ağrı veya kanama oluşturabilir. Büyüyen rahmin karın içi basıncını arttırması ve toplardamarlara bası yapması, kabızlık ve hormonal değişimler hemoroid oluşumunu kolaylaştırıcı faktörler arasında sayılabilir. Oturma banyoları, pomad ve fitillerle lokal tedavi uygulanabilir. Gerektiğinde hemoroidler bağlanabilir (Bkz: Hemoroid ve anal fissür).
Gebeliğin intrahepatik kolestazı (Gebeliğin karaciğer içi safra yolları tıkanıklığı) (GİK)
10000 gebelikte bir görülür. Tipik olarak gebeliğin son üç ayında ortaya çıkar.Hastaların çoğunun ailesinde de bu durum bulunur.Karaciğer hücreleri,safra kanalları ve taşıyıcı kanal sistemlerinin östrojene duyarlılığını artıran bir genetik bozukluk söz konusudur. Safra asitlerinin anne kanında artması bebekte de safra tuzlarının birikmesine yol açar. Kaşıntı hastaların %80 inde tek şikayettir.Vakaların %20 sinde kaşıntı ve sarılık birlikte bulunur. Bazı vakalarda yağlı dışkı çıkışı bulunabilir. GİK te erken doğum (%12-44), bebeğin strese maruz kalması (%16-25), doğum esnasında ölüm (%1.3-3.5) görülme sıklığı artmıştır. Bu riskler gebelik ilerledikçe artar. Bebek üzerinde stres saptanan vakalarda (bebeğin hayati fonksiyonlarını bozulması) bebeğin akciğer gelişimi tamamlandığında doğum başlatılmalıdır. Doğumu takip eden birkaç gün içinde şikayetler geriler ve biyokimyasal değerler 4-6 hafta içinde normale döner. Hastaların %60-70 inde sonraki gebeliklerde tekrar görülür.
Gebelikte akut karaciğer yağlanması (GAYK)
15000 gebelikte bir görülür. Görülme sıklığı ilk kez doğum yapanlarda , çoğul gebeliklerde ve erkek bebek varlığında artmaktadır. Sonraki gebeliklerde tekrarlamaz ancak araştırmalarda sonraki gebeliklerde tekrar eden 3 – 4 vaka bildirilmiştir. Genellikle gebeliğin son 3 ayında ortaya çıkar. Erken bulgular özgün değildir ve genellikle gebelik kaynaklı tansiyon yüksekliği bulgularını andırır. Baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk, iştahsızlık, bulantı ve kusma bunlar arasında sayılabilir. Genellikle karnın sağ tarafında ve/veya mide üzerinde hissedilen karın ağrısı ve sarılık hastaların çoğunda bulunur. Ödem, idrarda protein görülmesi ve hafif bir kan basıncı yüksekliği genellikle saptanır. Kanda ürik asit seviyesi aşırı miktarda artabilir. (hiperürisemi). Şeker düşüklüğü (hipoglisemi) GAYK nda sık görülen bir problemdir. Ultrason ve bilgisayarlı tomografi tanıda kullanılabilecek pratik ve güvenli yöntemlerdir, özellikle kanında pıhtılaşma problemi olan vakalarda bu durum daha da önem kazanır.
Karaciğer biyopsisi GAYK de tanı koydurucudur ve karaciğer hücrelerinde yağ birikimi ile karakterizedir ancak GAYK ndan şüphelenilen vakalarda karaciğer biyopsisine nadiren gerek duyulur. Günümüzde erken teşhis, bebeğin kısa sürede alınması ve girişimsel destek tedavisi ile ölüm oranı %25 lerin altına inmiştir. Bebeğin vakit kaybedilmeden alınması ve yoğun tıbbi destek, tedavinin temelini oluşturur. Bazı vakalarda uygun tedaviye rağmen bebeğin alınmasından sonra da durum kötüleşebilir ve hızla gelişen karaciğer yetersizliği ve ölüm görülebilir. Düzelen vakalarda karaciğer yapısı normale döner.
Karaciğer Yırtılması (Hepatik rüptür)(HR)
HR gebelikte seyrek görülen fakat yüksek ölüm riskine sahip bir tablodur. 40.000 ila 250.000 gebelikte bir görülür. Gebelik kaynaklı tansiyon yüksekliği veya HELLP sendromlu gebelerin %1-2 sinde görülmektedir. HR lü hastaların %80 den fazlası gebelik kaynaklı yüksek tansiyonu olan gebelerdir. Genellikle çok doğum yapanlarda ve yaşlı gebelerde görülür. Sıklıkla gebeliğin son üç ayında ortaya çıkar.
İlk şikayetler kanama nedeniyle karaciğer kapsülünün gerilmesine ve tahrişine bağlı olarak gelişen karnın sağ tarafında hissedilen ağrı, bulantı ve kusmadır. Karaciğer kapsülünün yırtılması ile karın içine kanama olduğundan damarlarda dolaşan kanın miktarı düşer, karın duvarı tahrişi ve şok bulguları tabloya eklenir. Yırtılma daha çok karaciğerin sağ bölümünde görülür. Karaciğer enzim seviyelerinde yükselme, trombosit düşüklüğü ve kansızlık görülür. HR de anne ve bebek ölüm riski %50 nin üzerindedir.
HR tedavisi girişimsel davranmayı gerektirir. Bebeğin alınması, dokuda toplanan kanın boşaltılması, kanamayı durdurucu destek tedavileri, karaciğer atar damarının bağlanması ve karaciğerin kanayan kısmını çıkarma bunlar arasında sayılabilir. Hastada sadece karaciğer içine veya kapsülü aşmamış kan birikimi varsa yakın takip ve yoğun bakım desteği uygun bir yaklaşım olabilir.
Gebelerde cerrahi girişim:
Karın cerrahisi gebelerde genellikle güvenlidir ve akut apandisit gibi sebeplerden dolayı yapıldığında genelde faydası getirdiği risklere göre daha fazladır. Bebek açısından gebeliğin ikinci üç aylık dönemi cerrahi girişim için en iyi zamandır. Cerrahi sonrası ortaya çıkan en büyük problem erken doğumdur ve cerrahi girişim geçiren gebelerin 1/5 inde oluşmaktadır. Gebeliğin son üç ayında yapılan cerrahi girişimden sonra erken doğum daha sık görülmektedir ve genellikle cerrahi girişimden 2 hafta sonra ortaya çıkar. Cerrahi sırasında rahme müdahale etmekten kaçınmak ve gebeyi bebeğe en uygun şekilde kan akımı sağlayacak pozisyonda tutmak faydalı olabilir. Annede akciğer ödemi yapabilmeleri nedeniyle rahim kasılmalarını engelleyen ilaçların cerrahi girişim sırasında kullanımı tartışmalıdır.
Amerikan gıda ve ilaç birliği(FDA) sınıflamasına göre gebelikte kullanılacak ilaçların bebeğe zararları bakımından sınıflandırılması:
A- Gebelerde yapılan kontrollü çalışmalarda bebeğe zararlı bir etki saptanmamış olması
B- Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde risk saptanmamış, insanlar üzerinde yapılan kontrollü çalışma yok veya hayvan deneylerinde yan etki saptandığı halde gebeler üzerinde yapılan kontrollü çalışmalarda bebeğe zararlı bir etki görülmemiş olması.
C- Hayvan deneylerinde bebeğe zararlı etki gösterilmiş, insanlar üzerinde yapılan kontrollü çalışma yok veya hayvan ve insanlar üzerinde yapılmış olan bir çalışma olmaması
D- İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda bebeğe zararlı etkisi olduğu gösterilmiş olmakla birlikte ilacın gebede kullanılmasıyla elde edilecek yararın kabul edilebilir seviyede olması (ciddi hastalıklar ve hayatı tehdit eden durumların varlığı gibi).
X- Bebek üzerindeki zararlı etkisinin ilacın herhangi bir yararlı etkisinden faydalanılmasını engelleyecek şekilde belirgin olması (Kesin kontrendikasyon).









